GÖLBAŞI TV ☰ Bölümler

‘Atatürk Barajı deprem tetikliyor’ tezim onaylandı


Prof. Dr. Haluk Eyidoğan

3 Eylül 2008 günü, Atatürk Barajı’na yakın bir noktada, Türkiye saatiyle 05:22 de Samsat İlçesi’nin (Adıyaman) güneybatısında, barajın su toplama havzası kenarında 5.0 büyüklüğünde kuvvetli ve sığ derinlikte bir deprem oldu. 2008’de bu depremi incelemeye karar verdim. Dünyadaki büyük barajların deprem tetikleyebildiğini ve bu depremin de öyle bir özelliğinin olup olmadığını merak ediyordum. Nitekim Berke Barajı inşası öncesi ve sonrası yaptığım deprem çalışmasında baraj dolarken depremselliğinin arttığını gözlemiştim.

Atatürk Barajı’nın yakın çevresi deprem arşivlerimize göre deprem bakımından aktif bir bölge olarak bilinmezdi. Atatürk Barajı çevresinde olmuş depremlerle ilgili ulusal ve uluslararası deprem arşivlerini taradım. Baraj havzasında 1900-2007 yılları arasında büyüklüğü 4.0 ve daha fazla olan deprem yoktu ancak 1991 sonrası küçük deprem etkinliği dikkat çekiciydi. Araştırmam için barajın su seviye değerleri gerekliydi. Bu değerleri Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nden istedim. 2007-2009 yılları arasındaki değerleri birkaç yazışma sonrası verdiler. 1990-2006 yılları arasındaki su seviye değerlerini vermediler. O değerleri oldukça kaba değerler olarak bir yayından buldum. Deprem verileri ile su seviye değerleri arasındaki ilişkileri değerlendirdim ve 3 Eylül 2008 depreminin barajın su seviye değişimi ile ilişkili olan tetiklenmiş bir deprem olduğu tezini savundum. Ayrıca, depremin su seviyesinin düştüğü bir dönemde olduğunu ve bunun da özel bir durum yarattığını belirttim. Bu bulgularımı 2008-2010 yıllarında bazı makaleler ve konferanslarda sundum. Atatürk Barajı’nın deprem tetiklediği tezim basına yansıyınca nedense DSİ yönetiminin bana çok kızdığını öğrendim. Bu konudaki çalışmalarımı sürdürdüm ve depremleri izledim.

 Not: Bu yazıda belirtilen araştırmalar ile ilgili ayrıntıları ve kaynakları Bilim ve Gelecek dergisinin 1 Ağustos 2021 tarihli sayısında bulabilirsiniz.

G
M
T
Konuşma fonksiyonu 200 karakter ile sınırlıdır
Devamı

Yeni Nesil 112 Acil Çağrı Merkezi 25 il Çalışmaları

27.11.2020 Tarihinden günümüze sürdürülen alt yapı çalışmaları sonucu 112 Acil Çağrı Merkezi hizmeti Adıyaman'da da hizmet vermeye başladı. 
Tek numara 112 ile Jandarma,Afad, Sağlık,Orman,Yangın ve Polis hizmetlerine ulaşabileceksiniz.
112 Acil Çağrı Merkezleri projesi kapsamında 81 ilimize çağrı alma altyapısı kurulum çalışmaları kapsamında 25 ilimizin (Batman, Diyarbakır, Kırıkkale, Trabzon, Tokat, Van, Artvin, Bayburt, Çankırı, Çorum, Elazığ, Erzincan, Eskişehir, Gaziantep, Gümüşhane, Iğdır, Karabük, Kars, Kastamonu, Kilis, Malatya, Muş, Ordu, Osmaniye, Tunceli) çağrı alma altyapı donanım kurulum çalışmaları bitmiş olup bunlardan 8 ilimiz ( Batman, Diyarbakır, Kırıkkale, Trabzon, Tokat, Van, Eskişehir, Erzincan) 2020 yılında faaliyete geçirilmiştir. Diğer illerimizde ise yazılım kurulum çalışmaları Bakanlığımız personeli tarafından yürütülmektedir. Kısa süre içerisinde sayılan illerde de acil çağrılar tek numarada birleştirilmiş olacaktır.

Not: 112 Çağrı Merkezlerini Meşgul Etmeyiniz. Vakit önemlidir.
Devamı

CHP , Halk ile Buluştu

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hayatını kaybeden CHP Gençlik Kolları Üyesi İbrahim Ekici’nin ailesi ile de oğlu Mesut Ateşsönmez’i kaybeden Gaziantepli iş insanı Raif Ateşsönmez’e taziye ziyaretinde bulundu.

CHP,Halk ile buluştu. CHP heyeti Malatya, Gölbaşı ve Gaziantep’te Halk ile buluştu. Yoğun katılımın olduğu açık hava toplantılarda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,Chp gnl bsk. Yardımcıları,Chp pm üyeleri,CHP’li Belediye Başkanları,İBB Belediye Bşk.Ekrem İmamoğlu ve Ankara BB.Mahsur Yavaş bulundular.Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 18-20 Haziran tarihlerinde, Gaziantep’te düzenlenen Belediye Başkanları Çalıştayı’nda kapanış konuşması yaptı.




CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu daha sonra lösemi tedavisi gören 4 yaşındaki İkbal Çoban’ı hastanede ziyaret etti. İkbal’in doğum gününü de kutlayan CHP lideri Kılıçdaroğlu, tedavi süreci hakkında bilgi aldı.
CHP lideri Kılıçdaroğlu son olarak, hayatını kaybeden CHP Gençlik Kolları Üyesi İbrahim Ekici’nin ailesi ile de oğlu Mesut Ateşsönmez’i kaybeden Gaziantepli iş insanı Raif Ateşsönmez’e taziye ziyaretinde bulundu. #GölbaşıAdıyaman


Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep’te lösemi tedavisi gören 4 yaşındaki İkbal Çoban’ı hastanede ziyaret etti. İkbal’in doğum gününü de kutlayan CHP lideri Kılıçdaroğlu, tedavi süreci hakkında bilgi aldı.
Belediye Başkanları Çalıştayı GaziAntep




Devamı

ZMO İstanbul : ” TOPRAK BAYRAMI KUTLANAMIYOR”


Ziraat Mühendileri Odası İstanbul Şubesi Toprak Bayramı dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı.  Açıklamada ülkemizdeki toprak kullanımı ve tahribatına dikkat çekildi.

Açıklama şöyle:

Tarımı yöneten bakanlık yasa ile belirlenmiş Toprak Bayramını kutlamıyor. 2. Dünya savaşı son günlerinde, 15 Haziran 1945’de, 4760 sayılı “Toprak Bayramı Kanunu” çıkarılıyor. Kanunun hükmü gereğince; “Çiftçiyi topraklandırma Kanunu’nun kabul edildiği 11 Haziran tarihini takip eden Pazar günü her yıl Toprak Bayramı olarak kutlanır.” Bu yıl 13 Haziran Toprak Bayramı’dır.

Kanun çıktıktan sonra köylerde çeşitli şenliklerle kutlanıp, bakanlık ve Tarım İl Müdürlüklerince kutlanırken nedendir bilinmez, uzun yıllardır kutlanmamaktadır.

Çitçiyi topraklandıramadıklarından, tarımın bayram edilecek hali kalmadığından ya da bayram yapılacak toprak kalmadığından/bırakılmadığından olsa gerek uzun yıllardır bazı illerde yerel idareciler tarafından hatırlanıp kutlansa da devlet nezdinde kutlama yapılmamaktadır.

Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’nun gereği yapılamamış, yoksul ve topraksız köylü topraklandırılamamış, toprak reformu gerçekleştirilememiştir.1950’li yıllardan sonra kentlere yoğun göç başlamış, tarımda uzman iş gücü, gerekli şartlar ve olanaklar sağlanamadığından toprağı terk etmiştir. Bugün de bu süreç devam etmektedir.

Aşağıdaki tablodan da görülebileceği gibi, TÜİK Tarım alanları istatistiklerine göre; 2002 yılından 2020 yılına kadar toplam tarım arazilerimiz 41,196 milyon hektardan 37,753 milyon hektara düşmüş, 3,443 milyon hektar arazi artık tarımsal olarak değerlendirilmemektedir.

KKTC yüzölçümü 335.400 hektardır. KKTC için savaşa giren ve halen uluslararası siyasi mücadeleyi sürdüren Türkiye, son yirmi yılda KKTC yüzölçümünün 10 katından fazla tarım arazisini tarım dışına atmıştır. Bu arazilerin önemli bir kısmı başka sektörlerin kullanımına verilmiş, başka yatırımlar yapılmıştır. Kalan kısmı da çiftçi tarafından yeterli ve zamanında uygulanan destekleme, uygun üretim ve pazarlama koşulları olmadığından ve tarımdan geçimini sağlayabilme olanakları göremediğinden, sektöre olan güvensizlikten terk edilmiştir.

Tarım ürünleri yeterliliğinin ve piyasa düzenlemelerinin ithalat ile sağlanması rutin uygulama haline geldiğinden çiftçi üretime ve toprağa yabancılaşma yaşamaktadır. Yüksek ithal girdi maliyetleri ve pazara örgütsüz girmesi yüzünden ithal tarım ürünleri fiyatlarıyla rekabet edememekte, arazilerinin tarım dışı alanlarda kullanılmak üzere değerinin artmasını ve satmayı hedeflemektedir.

En son 2001 yılında yapılan Tarım Sayımında Çayır ve Mera arazilerimiz 14,617 milyon hektar olarak sayılmış, o günden beri, yani yirmi yıldır Tarım Sayımı yapılmamıştır.

Aynı yıllar baz alındığında Tahıllar ve Diğer Bitkisel Ürün ekilen araziler 2 milyon 320 bin hektar azalırken Sebze Bahçeleri arazileri de 151 bin hektar azalmıştır. Bu azalmalara karşın Meyveler, İçecek ve Baharat Bitkileri ekilen araziler 890 bin hektar artarak 3 milyon 684 bin
hektara yükselmiş, 2002 yılında İstatistik kayıtları bulunmayan 2011 yılında TÜİK istatistiklerine giren Süs Bitkileri üretilen arazi miktarı 2020 yılında 5 bin hektar olmuştur. Ayrıca Nadasa bırakılan araziler 2002 yılında 5,40 milyon hektarken 2020 yılında 3 milyon 173 bin hektara düşmüştür.

TÜİK-Tarım alanları, 2001-2020



(Bin Hektar )


Tahıllar ve diğer bitkisel

Meyveler,


ürünlerin alanı




Sebze
içecek ve







Toplam

bahçeleriSüs bitkileribaharatÇayır ve




tarım alanıEkilen alanNadasalanıalanıbitkileri alanımera arazisi








200241 19617 9355 0409302 67414 617
200541 22318 0054 8768942 83114 617
201039 01116 3334 2498023 01114 617
201538 55115 7234 11480853 28414 617
202037 75315 6153 17377953 56414 617

Kuru tarım arazilerini nadasa bırakmanın nedeni toprakta su biriktirmektir. ABD Teksas eyaletinde yapılan bir çalışmada her 1 mm biriktirilmiş suyun dekara 1,57 kg verim artışı sağladığı belirtilmiştir. Bu hesapla 100 mm biriktirilmiş su 157 kg/da verim artışı sağlayacaktır. Nadasa bırakılan arazilerin her yıl ekiminin sağlanması; sulama olanaklarının ve münavebeli ekim teknikleri, gübreleme ve topraktaki bitki besin elementlerinin artırılması ile mümkündür.

DSİ verilerine göre Türkiye’de mevcut su kaynaklarına göre ekonomik olarak sulanabilir arazi 8,5 milyon hektardır. Toplam tarım arazi varlığımızın % 22,5’i sulanabilir olmasına rağmen 2018 yılı kasım ayı sonu itibarıyla ülke genelinde sulamaya açılan arazilerin toplamı 6,59 milyon hektardır. Toplam tarım arazilerinin % 17,45’i sulanmaktadır. Bu oranın yaklaşık

• 25’i basınçlı sulama (%20 yağmurlama, % 5 damlama) sistemleri ile kalan kısmı ise tasarruflu olmayan salma sulama (vahşi sulama) şeklinde sulanmaktadır. Sulama verimliliği bakımından salma, karık ya da tava usulü sulama %45-50, yağmurlama sulama % 75, damlama sulama ise % 90-98’dir.

Vahşi sulama toprakları yıkayarak besin elementleri olan verimli katmanın verimsizleşmesine neden oluyor.

Toprak 300 ile 1000 yılda 1 cm kalınlığında oluşabilmektedir. Bir dekar sağlıklı bahçe toprağında bir kilograma yakın küçük memeli canlı, 15 kg kadar protozoa (çeşitli tek hücreli canlılar), 100 kg solucan, 100 kg eklem bacaklı, 100 kg yosun, 250 kg bakteri ve 300 kg mantar yaşadığı tahmin ediliyor.

Artan kuraklık ve uygulanmayan su yönetim planları susayan tarım topraklarını susuz bırakmaya devam etmektedir.

Filtresiz bacalar nedeniyle asit yağmurlarıyla kirletilen toprağın, hesapsızca kullanılan ağırlıkla ithal kimyasal gübreler ile canlılığı ve onu verimli hale getiren organizmaları öldürülmeye devam etmektedir.
Büyükşehir yasasıyla imar planlarına meze olan tarım arazileri, inşaat, madencilik, ulaştırma, enerji ve turizm yatırımlarıyla yok olmaya devam ediyor. Üstelik verimli üst toprak gerektiği gibi değerlendirilmeden…

Arazilerin, ancak arsa olunca değer kazandığı ve vatan olarak addedilebileceği yanılsaması devam etmektedir. Araziler bir kararla arsaya dönüşebilir fakat arsalar gerektiğinde araziye dönüştürülemez. Ancak önemli bir süre ve çok yüksek maliyetlerle tekrar arazi vasfına kavuşturulabilir.

Tarım arazileri ve tarımsal varlığımızı görmek için vakit geçirilmeden tarım sayımı yapılmalıdır.

Kanun gereği Toprak Bayramınız kutlu olsun!

Murat KAPIKIRAN
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası
İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı
(Yönetim Kurulu Adına)

Kaynak: Karasaban

Devamı

Çiftçi-Sen: “Hububatta Referans Fiyatı Yeniden Belirlenmelidir”


Kapitalizmin kâr hırsı ekolojik sistemlerin tahribatı ve iklim krizine yol açmıştır. Olağan akışında yaşanmayan mevsimler çiftçileri ve üretimi vurmaktadır. Bu yıl kuraklık nedeniyle hububat ekimi gecikmiş, kuru tarım yapılan alanlarda büyük zararlar oluşmuştur. Yapılan açıklamalarda bu yıl geçen yıla göre üretimde yüzde 15-20 oranında bir verim düşüklüğü yaşanacağından, buğdayda 5 milyon tona varan kayıplar olacağı belirtilmektedir. İktidar kuraklığın yarattığı hasarı gidermek yerine görmezden gelmektedir. Ürün alım fiyatlarının belirlenmesinde de kuraklığın etkisi düşünülmemiştir.

Bir ürünün birim maliyeti tarlanın kira değerinin, kullanılan girdilerin ve harcanan emek gücünün toplamının üretilen ürünün miktarına bölünmesi ile bulunur. Bu durumda girdi fiyatlarında hiçbir artış olmasa bile üretim miktarının düşmesi nedeniyle birim maliyeti geçen yıla göre yüzde 15-20 artmış demektir. Kaldı ki; şirketlerin ürettiği ve büyük ölçüde fiyatları dövize endeksli olan kimyasal gübrede son bir yılda yüzde 55-65 oranında dense de, yüzde 100, tarım kimyasallarında yüzde 60, mazotta yüzde 50 gibi artışlar olmuştur. Yaşanan enflasyon oranını da hesaba kattığımızda bu durum çiftçilerin, bırakın yaptığı üretimden para kazanmasını, aksine ne kadar tarla işleyip ne kadar üretim yapıyorsa o kadar da zarar ettiğini, borçlandığını göstermektedir.

Siyasi iktidar TMO’nun alım fiyatını geçen yıla göre zamlı(!) olarak açıklar açıklamaz, mazotta ÖTV zammı yaparak kaşıkla verdiğini, kepçeyle geri almıştır. İktidar bu tavrıyla halkının ihtiyacı olan ürünleri ülke çiftçilerine ürettirmek yerine ithalatla karşılayarak küresel şirketlere destek vereceğini bir kez daha teyit etmiştir. Ayrıca hemen hemen her hasat döneminde tarım ürünleri ithalatında yapılan gümrük vergisi indirimleri de bu politikaların ve şirketlere verilen desteğin bir parçasıdır. 2021 Ocak ayında ithalatı yapılan makarnalık buğday fiyatına baktığımızda TMO’nun üreticiden satın alacağı fiyatın çok üstünde bir fiyat olduğunu görmekteyiz.

Uygulanan tarım politikaları ile buğday, arpa, nohut gibi birçok hububat ürününün anavatanı olan ülkemizde, gıda sistemi hızla şirketlerin kontrolüne girmekte, çiftçiler üretimden kopartılmakta, tüketicilerin bu ürünlere erişimi zorlaşmakta, kazananlar ise şirketler olmaktadır. Buna DUR! demek gerekir.

Çiftçi-Sen olarak diyoruz ki;

  • Halkımızın ve çiftçilerin aç kalmaması, yeterli gıdaya erişebilmeleri için maliyet + kâr + insanca yaşam payı hesaplanarak yeniden referans fiyat belirlenmeli, piyasa referans fiyatın altına düştüğünde TMO müdahale etmelidir.
  • Tarımsal üretimde kullanılan mazottan ÖTV kaldırılmalıdır.
  • İthalat yapılarak şirketler desteklenmektedir. Halkın gıda ihtiyacını karşılamak için yapılması gereken şirketlere verilen desteğin kesilmesi küçük aile tarımı yapan çiftçilerin üretmesini sağlamak olmalıdır.
  • Sertifikalı şirket tohumlarına destek verilmesi yerine, kuraklığa dayanıklı ve değişen iklim koşullarına çok daha kolay uyum sağlayabilen yerel tohumların ekimi teşvik edilmeli, desteklenmelidir.
  • Çiftçilerin sendikalaşmasının önündeki her türlü antidemokratik engeller kaldırılmalıdır.
  • Türkiye BM Kurulunda kabul edilen kısa adı “Köylü Hakları Deklarasyonu” olan “Köylüler ve Kırsal Alanda Çalışan Diğer Kişilerin Hakları Bildirgesi”ni amasız, fakatsız kabul etmeli ve uygulamalıdır.
  • Üreticilerin söz ve karar sahibi olduğu demokratik bir tarım programı oluşturulmalıdır.

Gıda krizi yaşamak, açlıkla karşı karşıya kalmak istemiyorsak, halkın gıda sistemi olan “Gıda Egemenliği” mücadelesini yükseltmeliyiz.

Toprak, Onur, Yaşam! 24-Mayıs-2021

Ali Bülent Erdem / Çiftçiler Sendikası /Genel Başkanı

Adnan Çobanoğlu / Çiftçiler Sendikası / Genel Örgütlenme Sekreteri

Devamı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Twitch’de Jahrein’in Konuğu Olacak

 Twitch Platformunda yayın yapan Ahmet Sonuç(Jahrein)’un konuğu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun katılacağı Jahrein’in canlı yayınını 22 Mayıs Cumartesi günü Twitch Platformunda izleyebilirsiniz.




Canlı yayın adresi : https://www.twitch.tv/jahrein



Devamı

SODEV Gençlik Araştırması Raporu Açıklandı: “Ailelerinden Daha Eğitimli Fakat Daha Yoksul Gençler”

SODEV, 19 Mayıs vesilesiyle bir Gençlik Raporu hazırladı. Rapor, 19 Mayıs Çarşamba günü 15.00’te ZOOM platformu üzerinden gerçekleşen toplantıyla kamuoyuna açıklandı.


Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) tarafından hazırlanan ‘Gençlik Araştırması Raporu’na göre gençlerin %53,8’i anne ve babasından daha eğitimli olmasına rağmen daha düşük gelire sahip. Gençlerin %51,7’si ekonomik olarak ailesine bağımlı yaşıyor ve yakın geleceğe dair umutlu değil. Konut ve araç sahibi olmak bir tarafa, gençler arasında tatile çıkabilecek maddi yeterliliğinin olduğunu söyleyenlerin oranı sadece %27,8.

Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) tarafından gerçekleştirilen “Gençlik Araştırması Raporu” ZOOM üzerinden düzenlenen online basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşıldı. Eğitimli gençlerin ekonomik durumlarının tespiti ve beklentilerinin ölçülmesi amacıyla gerçekleştirilen araştırmada, 1.067 ön lisans, lisans ve yüksek lisans mezunu 20-30 yaş arasındaki gençlerle görüşüldü.

Sosyal Demokrasi Vakfı Başkanı Ertan Aksoy, söz konusu araştırmaya ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Araştırma özetle, AKP iktidarının öncesindeki Cumhuriyetin önemli başarılarından birisi olan eğitim sayesinde gerçekleştirilebilen sosyal geçişin ortadan kalktığını gösteriyor. Bu araştırmayla, düşük gelirli ailelerin çocuklarının eğitim alması halinde, orta ve üst gelirli ailelere dönüşebilmesinin bir gerçekliğinin kalmadığını görüyoruz. Bunun en temel nedenlerinden birisi yaratılan üniversite popülizmiyle, ihtiyaç fazlası ön lisans ve lisans mezunun verilmesi” dedi.

Basın Bülteni’ne ulaşmak için tıklayınız

Detaylı Araştırma Raporuna ulaşmak için tıklayınız

Devamı

Koronavirüs Hastalığı Salgını Sırasında Ruh Sağlığı ve Stresle Baş Etme


2019 koronavirüs hastalığı salgını (COVID-19) insanlar ve topluluklar için stresli olabilir. Bir hastalık hakkındaki korku ve kaygı bunaltıcı olabilir ve yetişkinlerde ve çocuklarda güçlü duygulara neden olabilir.

Herkes stresli durumlara farklı tepki gösterebilir. Acil bir durumun bir kişi üzerindeki duygusal etkisi, kişinin özelliklerine ve deneyimlerine bağlı olabilir. Benzer şekilde, kişinin kendisinin ve içinde yaşadığı topluluğun sosyal ve ekonomik koşullarından etkilenir. Acil durumlara verilen duygusal tepki kişinin yakın çevresinde ulaşabildiği yerel kaynaklara da bağlı olabilir. İnsanlar Medyada salgınla ilgili görüntüleri ve haberleri tekrar tekrar izlemek de hissedilen sıkıntının artmasına neden olabilir.

Aşağıdaki gruplar bir krizin yarattığı strese daha yoğun tepki verebilirler:

  • Önceden ruh sağlığı sorunları olanlar
  • Çocuklar
  • Doktorlar, diğer sağlık hizmeti verenler ve ilk müdahale ekibi gibi COVID-19'la ilgili destek görevlileri

Bulaşıcı hastalık salgını sırasındaki tepkiler şunları içerebilir:

  • Kendi sağlık durumunuz ve COVID-19'a maruz kalmış olabilecek sevdiklerinizle ilgili korku ve endişe
  • Uyku ya da yeme düzeninde değişiklikler
  • Uyumakta yada konsantre olmakta zorluk
  • Kronik sağlık sorunlarının kötüleşmesi
  • Alkol, tütün ya da diğer ilaçların kullanımının artması

Önceden ruh sağlığı sorunları olan kişiler, acil bir durumda tedavilerini aynı şekilde sürdürmeli ve yeni belirtilerin gelişip gelişmediğini takip etmelidir.

Bir afet durumunda bu duygularla başa çıkmak ve ihtiyaç duyduğunuzda yardım almak sizin, ailenizin ve yakınlarınızın iyileşmesine yardımcı olacaktır. Aileniz, arkadaşlarınız ve çevrenizdeki diğer kişilerle bağlantı kurun. Kendinize ve birbirinize iyi bakın ve ne zaman ve nasıl yardım arayacağınızı öğrenin.

Stres tepkileri art arda birkaç gün boyunca günlük etkinliklerinize engel oluyorsa bir sağlık çalışanına başvurun.

Dayanıklılığınızı arttırmak için yapabileceğiniz şeyler:

  • COVID-19'la ilgili medya yayınlarına gereğinden fazla maruz kalmaktan kaçının.
  • Bedeninize iyi bakın. Sağlıklı, dengeli yemekler yemeye çalışın, düzenli egzersiz yapın, bolca uyuyun, alkol ve uyuşturuculardan kaçının.
  • Rahatlamak için zaman ayırın ve yoğun duyguların geçeceğini kendinize hatırlatın. Haberleri izlemeye, okumaya ya da dinlemeye mola verin. Tekrarlayan biçimde krizi duymak ve görüntüleri görmek üzücü olabilir. Normal yaşamınıza dönmek için hoşlandığınız diğer bazı etkinlikleri yapmaya çalışın.
  • Diğer kişilerle bağlantı kurun. Endişelerinizi ve nasıl hissettiğinizi bir arkadaşınız ya da aile üyenizle paylaşın. Sağlıklı ilişkileri sürdürün.
  • Umut duygusunu koruyun ve olumlu düşünmeyi sürdürün.

COVID-19 hakkındaki güncel bilgileri ve riski başkaları ile paylaşın. Salgının devam ettiği bölgelerden dönmesinin üstünden 14 günden fazla geçmiş ve COVID-19 belirtileri olmayan kişiler başkalarını riske atmazlar.

Karantina ve sosyal mesafelenme nedir?

  • Karantina, bulaşıcı bir hastalığa maruz kalan kişileri, hasta olup olmadıklarını görmek için diğerlerinden ayırır ve hareketlerini kısıtlar.
  • Sosyal mesafelenme, insanların buluştuğu ya da toplandığı yerlerden uzak durmak, yerel toplu taşıma araçlarından (örneğin otobüs, metro, taksi, birlikte binilen araba) kaçınmak ve diğerlerinden uzaklığı korumak (yaklaşık 2 metre) anlamına gelir.

Doğru bilgileri paylaşmanız başkalarının korkularını yatıştırmanıza ve onlarla bağ kurmanıza yardımcı olabilir.

Ebeveynler için:

Çocuklar bir ölçüde çevrelerindeki yetişkinlerden gördüklerine tepki verirler. Ebeveynler ve bakımverenler çocuklarına en iyi desteği COVID-19 ile sakin ve güvenli bir şekilde başa çıktıklarında sağlayabilirler. Ebeveynler, daha iyi hazırlanırlarsa, başta çocuklar olmak üzere çevrelerindeki diğer kişiler için daha güven verici olabilirler.

Tüm çocuklar strese aynı şekilde tepki vermez. Çocuklarda takip edilmesi gereken sık görülen değişiklikler:

  • Aşırı ağlama ve sinirlilik
  • Büyüyerek geride bıraktıkları davranışlara dönme (örneğin gece idrar kaçırma gibi tuvaletini kontrol etmeyle ilgili sorunlar)
  • Aşırı endişe ya da üzüntü
  • Sağlıksız yeme ya da uyku alışkanlıkları
  • Kolay sinirlenme ve ani öfke krizleri gibi davranışlar
  • Okul performansının kötüleşmesi ya da okuldan kaçınma
  • Dikkat ve konsantrasyon zorluğu
  • Geçmişte hoşlanılan etkinliklerden kaçınma
  • Açıklanamayan baş ağrısı ya da vücut ağrıları
  • Alkol, tütün ya da diğer uyuşturucuların kullanımı

Çocuğunuzu desteklemek için yapabileceğiniz birçok şey var:

  • Çocuğunuzla COVID-19 salgını hakkında konuşmak için zaman ayırın. Çocuğunuzun anlayabileceği şekilde COVID-19 hakkındaki soruları yanıtlayın ve gerçekleri paylaşın.
  • Çocuğunuza güvende olduğu konusunda güvence verin. Üzgün ve sıkıntılı hissetmeleri halinde, bunda yanlışlık olmadığını belirtin. Sizden nasıl başa çıkacaklarını öğrenebilmeleri için kendi stresinizle nasıl başa çıktığınızı onlarla paylaşın.
  • Çocuğunuzun olayla ilgili yayınlara maruz kalmasını sınırlayın. Çocuklar duyduklarını yanlış yorumlayabilir ve anlamadıkları bir şeyden korkabilirler.
  • Çocuğunuzun bir sağlamlık duygusuna sahip olmasına yardımcı olun. Okula ya da yuvaya dönmek güvenli olduğunda, olağan etkinliklerine dönmelerine yardımcı olun.
  • Bir rol modeli olun; molalar verin, bolca uyuyun, egzersiz yapın ve iyi besleyin. Arkadaşlarınız ve ailenizle bağlarınızı sürdürün ve sosyal destek sisteminize güvenin.

Müdahale ekibi için:

COVID-19'a müdahale etmek sizde duygusal bir yüke neden olabilir. İkincil travmatik stres tepkilerini azaltmak için yapabileceğiniz şeyler var:

  • İkincil stresin travmatik bir olaydan sonra ailelere yardım eden herkeste gelişebileceğini kabullenin.
  • Fiziksel (yorgunluk, hastalık) ve ruhsal (korku, içe çekilme, suçluluk) belirtileri öğrenin.
  • Salgına müdahalenin etkilerini atlatabilmek için kendinize ve ailenize zaman tanıyın.
  • Günlük yaşamınızda arkadaşlarınızla ve ailenizle zaman geçirmek, egzersiz yapmak ya da kitap okumak gibi hoşunuza giden kendinize bakım etkinliklerine yer verin.
  • COVID-19 ile ilgili yayınları izlemeye mola verin.
  • COVID-19'un salgından önce yaptığınız gibi ailenize ve hastalarınıza bakım verme yeteneğinizi etkilediğinden endişeleniyorsanız ya da bunalıyorsanız, yardım isteyin.

Karantinadan çıkan kişiler için:

Sağlık hizmeti veren bir kişi COVID-19'a maruz kalmış olabileceğinizi düşündüğünde, hastalanmamışsanız bile, diğerlerinden ayrılmak stresli olabilir. COVID-19 karantinasından çıktıktan sonra verilen bazı tipik tepkiler şunlardır:

  • Karantina sonrası rahatlama dahil olmak üzere karışık duygular
  • Kendi sağlık durumunuz ve COVID-19'a maruz kalmış olabilecek sevdiklerinizle ilgili korku ve endişe
  • COVID-19'un belirti ve bulguları açısından sürekli kendinizi yoklamak ve başkaları tarafından izlenmekten kaynaklanan stres
  • Arkadaşlarınız ya da sevdiklerinizin, bulaştırıcı olmadığınız tespit edilmesine rağmen, sizinle temas etmekten dolayı hastalık kapacakları şeklinde temelsiz korkuları olması nedeniyle üzüntü, öfke ya da hayal kırıklığı
  • Karantina sırasında normal iş ya da ebeveynlik görevlerini yerine getirememekten kaynaklanan suçluluk duygusu
  • Bunlar dışında diğer duygusal değişiklikler

Çocuklar da, kendileri ya da tanıdıkları biri karantinadan çıktığında üzüntü ya da diğer yoğun duyguları yaşayabilirler. Çocuğunuzun baş etmesine yardımcı olabilirsiniz.

Hastalık Kontrol ve Önlenmesi Merkezleri (Centers for Disease Control and Prevention, CDC) internet sitesinden (http://www.cdc.gov/coronavirus/2019-ncov/about/coping.html) Dr. Ürün Özer tarafından Türkçeye çevrilerek uyarlanmıştır. Yayına Dr. Gülcan Güleç, Dr. Koray Başar tarafından hazırlanmıştır.
Kaynak: Türkiye Psikiyatri Derneği

Devamı