GÖLBAŞI TV ☰ Bölümler

Adıyaman,Gölbaşı Harmanlı Kalemkaş'da Kaza

Adıyaman'ın Gölbaşı İlçesine bağlı Harmanlı Kalemkaş köyünde 14 Temmuz 2022 öğleden sonra saat 3 sıralarında ,Kalemkaş eski muhtarı Hacı Ali(Osman S.)'nin cenazesinden dönen Ramazan G. yönetimdeki araç kaza yaptı. 
Araç içinde iki erkek,üç kadın; aracın elektrik direğine çarpması sonucu uçurumdan aşağıya yuvarlanmarak mucize bir şekilde ufak yaralanmalarla kurtuldular.
soruçturmanın devam ettiği gelen bilgler arasında. golbasitv.com
Devamı

Birleşmiş Milletler göçebe hayvancılığın korunmasına karar verdi

Fotoğraf - Engin Yılmaz

Foto- Cem Türkel

Foto- Engin Yılmaz

 

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tüm üye ülkelerin oybirliği ile 2026 yılının Uluslararası Meralar ve Geleneksel Hayvancılık Yılı olarak ilan edilmesini onayladı. Bu karar aralarında Türkiye’den Sarıkeçili Yörükleri ve Yolda Girişimi gibi doğa koruma örgütlerinin yer aldığı küresel bir koalisyonun yıllardır sürdürdüğü mücadelenin sonucunda gerçekleşen bir başarı.

Ukrayna’nın işgali gibi gündemi belirleyen olağanüstü konular varken Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun bu tasarıyı gündemine alıp, onaylaması konuya verilen önemi gösteriyor. İnsanlığın karşı karşıya olduğu biyoçeşitlilik ve iklim krizleri ve sosyo-ekonomik sorunlara ilişkin küresel veriler bu kararın aciliyetini ortaya koyuyor.

BM verilerine göre dünyada 700 milyonu aşkın insan açlık ve aşırı yoksulluğun pençesi altında. Diğer yandan 1 milyonu aşkın hayvan ve bitki türü yaşam alanları ile birlikte yok olmak, soyu tükenmek tehdidi altında. İklim krizinin etkileri ise her kıtada her ülkede artık gündelik yaşamın bir gerçeği olarak gündemimizde.

Küresel düzeyde tüm bu krizlerin altında yatan ana neden ise doğa ve yaşam alanları üzerindeki etkilerini hiçe sayan endüstriyel üretim sistemleri ve tüketim politikaları. Mera ve otlaklar bu yaşam alanları arasında ve maalesef tüm dünyada en fazla zarar gören ve buna rağmen en az korunan ekosistemlerden birisi. Dünya karasal yüzeyinin %54’ünü oluşturan bu ekosistemler, yüz milyonlarca geleneksel hayvancının geçimleri ve gıda güvenliği için de yaşamsal bir öneme sahip. Otlatmaya bağlı olarak evrimleşen bu ekosistemlerin korunması Türkiye’de Sarıkeçili yörükleri gibi göçebe hayvancılar başta olmak üzere yaşam ve üretimlerini doğa ile uyum içerisinde sürdüren geleneksel hayvancı topluluklara bağlı.

Ancak geleneksel hayvancılık özellikle son yüzyıl içerisinde geleneksel yaşam alanlarına, doğal kaynaklara ve göç yollarına erişimlerinin yasaklanması, kısıtlanması gibi birçok hak ihlali ile karşı karşıya kaldı.

Tüm bu dezavantajlara rağmen göçebe hayvancılar başta olmak üzere geleneksel hayvancılar sadece birer mağdur değil aynı zamanda biyoçeşitlilik ve iklim krizleri ile mücadelede, sürdürülebilir gıda sistemleri kurmak ve sosyo-ekonomik refahı sağlamada en önemli müttefiklerden birisi.

Endüstriyel hayvancılık sistemleri büyük bir karbon ve su ayak izine sahip iken, sürdürülebilir geleneksel hayvancılıkta bu oranlar asgari düzeyde. Bu toplulukların muhafaza ettiği meralar ve otlakların dünya üzerindeki en büyük karbon depolarından biri olduğu göz önüne alındığında, otlatma ile bu alanların korunmasının iklim değişikliği ile mücadeledeki önemi de ortaya çıkıyor. Göçebe hayvancılık, üretiminde çok miktarda sera gazı salınımına neden olan endüstriyel yemlere yönelik talebi azaltarak ve fosil yakıt enerjisine en az ihtiyaç duyan hayvancılık sistemi olarak iklim

dostu bir üretim biçimi. Göçebe hayvancılık gibi geleneksel yöntemler ile endüstriyel hayvancılık arasında karşılaştırmalı analiz yapan çalışmalar geleneksel hayvancılığın bir gıda sistemi olarak iklim krizi açısından sürdürülebilir tek hayvancılık sistemi olduğunu gösteriyor.

Meraların ve geleneksel hayvancıların sağladığı sayısız faydaları teyit ederek, Birleşmiş Milletler Uluslararası Meralar ve Geleneksel Hayvancılık Yılı kapsamında konuya ilişkin bilgi ve kavrayışı artırmak ve bu değerli ekosistemleri ve yaşam alanları bu ekosistemler olan geleneksel hayvancıları korumak için sürdürülebilir eylemler geliştirmek amacını güdüyor. Bu doğrultuda tüm üye devletleri bu alanların ve toplulukların korunması için gerekli yasal ve hukuki çerçeveler geliştirmeye ve uygulamaya çağırıyor.

Kaynak: Yolda Girişimi – Engin Yılmaz

Devamı

‘Atatürk Barajı deprem tetikliyor’ tezim onaylandı


Prof. Dr. Haluk Eyidoğan

3 Eylül 2008 günü, Atatürk Barajı’na yakın bir noktada, Türkiye saatiyle 05:22 de Samsat İlçesi’nin (Adıyaman) güneybatısında, barajın su toplama havzası kenarında 5.0 büyüklüğünde kuvvetli ve sığ derinlikte bir deprem oldu. 2008’de bu depremi incelemeye karar verdim. Dünyadaki büyük barajların deprem tetikleyebildiğini ve bu depremin de öyle bir özelliğinin olup olmadığını merak ediyordum. Nitekim Berke Barajı inşası öncesi ve sonrası yaptığım deprem çalışmasında baraj dolarken depremselliğinin arttığını gözlemiştim.

Atatürk Barajı’nın yakın çevresi deprem arşivlerimize göre deprem bakımından aktif bir bölge olarak bilinmezdi. Atatürk Barajı çevresinde olmuş depremlerle ilgili ulusal ve uluslararası deprem arşivlerini taradım. Baraj havzasında 1900-2007 yılları arasında büyüklüğü 4.0 ve daha fazla olan deprem yoktu ancak 1991 sonrası küçük deprem etkinliği dikkat çekiciydi. Araştırmam için barajın su seviye değerleri gerekliydi. Bu değerleri Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nden istedim. 2007-2009 yılları arasındaki değerleri birkaç yazışma sonrası verdiler. 1990-2006 yılları arasındaki su seviye değerlerini vermediler. O değerleri oldukça kaba değerler olarak bir yayından buldum. Deprem verileri ile su seviye değerleri arasındaki ilişkileri değerlendirdim ve 3 Eylül 2008 depreminin barajın su seviye değişimi ile ilişkili olan tetiklenmiş bir deprem olduğu tezini savundum. Ayrıca, depremin su seviyesinin düştüğü bir dönemde olduğunu ve bunun da özel bir durum yarattığını belirttim. Bu bulgularımı 2008-2010 yıllarında bazı makaleler ve konferanslarda sundum. Atatürk Barajı’nın deprem tetiklediği tezim basına yansıyınca nedense DSİ yönetiminin bana çok kızdığını öğrendim. Bu konudaki çalışmalarımı sürdürdüm ve depremleri izledim.

 Not: Bu yazıda belirtilen araştırmalar ile ilgili ayrıntıları ve kaynakları Bilim ve Gelecek dergisinin 1 Ağustos 2021 tarihli sayısında bulabilirsiniz.

G
M
T
Konuşma fonksiyonu 200 karakter ile sınırlıdır
Devamı

Yeni Nesil 112 Acil Çağrı Merkezi 25 il Çalışmaları

27.11.2020 Tarihinden günümüze sürdürülen alt yapı çalışmaları sonucu 112 Acil Çağrı Merkezi hizmeti Adıyaman'da da hizmet vermeye başladı. 
Tek numara 112 ile Jandarma,Afad, Sağlık,Orman,Yangın ve Polis hizmetlerine ulaşabileceksiniz.
112 Acil Çağrı Merkezleri projesi kapsamında 81 ilimize çağrı alma altyapısı kurulum çalışmaları kapsamında 25 ilimizin (Batman, Diyarbakır, Kırıkkale, Trabzon, Tokat, Van, Artvin, Bayburt, Çankırı, Çorum, Elazığ, Erzincan, Eskişehir, Gaziantep, Gümüşhane, Iğdır, Karabük, Kars, Kastamonu, Kilis, Malatya, Muş, Ordu, Osmaniye, Tunceli) çağrı alma altyapı donanım kurulum çalışmaları bitmiş olup bunlardan 8 ilimiz ( Batman, Diyarbakır, Kırıkkale, Trabzon, Tokat, Van, Eskişehir, Erzincan) 2020 yılında faaliyete geçirilmiştir. Diğer illerimizde ise yazılım kurulum çalışmaları Bakanlığımız personeli tarafından yürütülmektedir. Kısa süre içerisinde sayılan illerde de acil çağrılar tek numarada birleştirilmiş olacaktır.

Not: 112 Çağrı Merkezlerini Meşgul Etmeyiniz. Vakit önemlidir.
Devamı

CHP , Halk ile Buluştu

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hayatını kaybeden CHP Gençlik Kolları Üyesi İbrahim Ekici’nin ailesi ile de oğlu Mesut Ateşsönmez’i kaybeden Gaziantepli iş insanı Raif Ateşsönmez’e taziye ziyaretinde bulundu.

CHP,Halk ile buluştu. CHP heyeti Malatya, Gölbaşı ve Gaziantep’te Halk ile buluştu. Yoğun katılımın olduğu açık hava toplantılarda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,Chp gnl bsk. Yardımcıları,Chp pm üyeleri,CHP’li Belediye Başkanları,İBB Belediye Bşk.Ekrem İmamoğlu ve Ankara BB.Mahsur Yavaş bulundular.Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 18-20 Haziran tarihlerinde, Gaziantep’te düzenlenen Belediye Başkanları Çalıştayı’nda kapanış konuşması yaptı.




CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu daha sonra lösemi tedavisi gören 4 yaşındaki İkbal Çoban’ı hastanede ziyaret etti. İkbal’in doğum gününü de kutlayan CHP lideri Kılıçdaroğlu, tedavi süreci hakkında bilgi aldı.
CHP lideri Kılıçdaroğlu son olarak, hayatını kaybeden CHP Gençlik Kolları Üyesi İbrahim Ekici’nin ailesi ile de oğlu Mesut Ateşsönmez’i kaybeden Gaziantepli iş insanı Raif Ateşsönmez’e taziye ziyaretinde bulundu. #GölbaşıAdıyaman


Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep’te lösemi tedavisi gören 4 yaşındaki İkbal Çoban’ı hastanede ziyaret etti. İkbal’in doğum gününü de kutlayan CHP lideri Kılıçdaroğlu, tedavi süreci hakkında bilgi aldı.
Belediye Başkanları Çalıştayı GaziAntep




Devamı

ZMO İstanbul : ” TOPRAK BAYRAMI KUTLANAMIYOR”


Ziraat Mühendileri Odası İstanbul Şubesi Toprak Bayramı dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı.  Açıklamada ülkemizdeki toprak kullanımı ve tahribatına dikkat çekildi.

Açıklama şöyle:

Tarımı yöneten bakanlık yasa ile belirlenmiş Toprak Bayramını kutlamıyor. 2. Dünya savaşı son günlerinde, 15 Haziran 1945’de, 4760 sayılı “Toprak Bayramı Kanunu” çıkarılıyor. Kanunun hükmü gereğince; “Çiftçiyi topraklandırma Kanunu’nun kabul edildiği 11 Haziran tarihini takip eden Pazar günü her yıl Toprak Bayramı olarak kutlanır.” Bu yıl 13 Haziran Toprak Bayramı’dır.

Kanun çıktıktan sonra köylerde çeşitli şenliklerle kutlanıp, bakanlık ve Tarım İl Müdürlüklerince kutlanırken nedendir bilinmez, uzun yıllardır kutlanmamaktadır.

Çitçiyi topraklandıramadıklarından, tarımın bayram edilecek hali kalmadığından ya da bayram yapılacak toprak kalmadığından/bırakılmadığından olsa gerek uzun yıllardır bazı illerde yerel idareciler tarafından hatırlanıp kutlansa da devlet nezdinde kutlama yapılmamaktadır.

Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’nun gereği yapılamamış, yoksul ve topraksız köylü topraklandırılamamış, toprak reformu gerçekleştirilememiştir.1950’li yıllardan sonra kentlere yoğun göç başlamış, tarımda uzman iş gücü, gerekli şartlar ve olanaklar sağlanamadığından toprağı terk etmiştir. Bugün de bu süreç devam etmektedir.

Aşağıdaki tablodan da görülebileceği gibi, TÜİK Tarım alanları istatistiklerine göre; 2002 yılından 2020 yılına kadar toplam tarım arazilerimiz 41,196 milyon hektardan 37,753 milyon hektara düşmüş, 3,443 milyon hektar arazi artık tarımsal olarak değerlendirilmemektedir.

KKTC yüzölçümü 335.400 hektardır. KKTC için savaşa giren ve halen uluslararası siyasi mücadeleyi sürdüren Türkiye, son yirmi yılda KKTC yüzölçümünün 10 katından fazla tarım arazisini tarım dışına atmıştır. Bu arazilerin önemli bir kısmı başka sektörlerin kullanımına verilmiş, başka yatırımlar yapılmıştır. Kalan kısmı da çiftçi tarafından yeterli ve zamanında uygulanan destekleme, uygun üretim ve pazarlama koşulları olmadığından ve tarımdan geçimini sağlayabilme olanakları göremediğinden, sektöre olan güvensizlikten terk edilmiştir.

Tarım ürünleri yeterliliğinin ve piyasa düzenlemelerinin ithalat ile sağlanması rutin uygulama haline geldiğinden çiftçi üretime ve toprağa yabancılaşma yaşamaktadır. Yüksek ithal girdi maliyetleri ve pazara örgütsüz girmesi yüzünden ithal tarım ürünleri fiyatlarıyla rekabet edememekte, arazilerinin tarım dışı alanlarda kullanılmak üzere değerinin artmasını ve satmayı hedeflemektedir.

En son 2001 yılında yapılan Tarım Sayımında Çayır ve Mera arazilerimiz 14,617 milyon hektar olarak sayılmış, o günden beri, yani yirmi yıldır Tarım Sayımı yapılmamıştır.

Aynı yıllar baz alındığında Tahıllar ve Diğer Bitkisel Ürün ekilen araziler 2 milyon 320 bin hektar azalırken Sebze Bahçeleri arazileri de 151 bin hektar azalmıştır. Bu azalmalara karşın Meyveler, İçecek ve Baharat Bitkileri ekilen araziler 890 bin hektar artarak 3 milyon 684 bin
hektara yükselmiş, 2002 yılında İstatistik kayıtları bulunmayan 2011 yılında TÜİK istatistiklerine giren Süs Bitkileri üretilen arazi miktarı 2020 yılında 5 bin hektar olmuştur. Ayrıca Nadasa bırakılan araziler 2002 yılında 5,40 milyon hektarken 2020 yılında 3 milyon 173 bin hektara düşmüştür.

TÜİK-Tarım alanları, 2001-2020



(Bin Hektar )


Tahıllar ve diğer bitkisel

Meyveler,


ürünlerin alanı




Sebze
içecek ve







Toplam

bahçeleriSüs bitkileribaharatÇayır ve




tarım alanıEkilen alanNadasalanıalanıbitkileri alanımera arazisi








200241 19617 9355 0409302 67414 617
200541 22318 0054 8768942 83114 617
201039 01116 3334 2498023 01114 617
201538 55115 7234 11480853 28414 617
202037 75315 6153 17377953 56414 617

Kuru tarım arazilerini nadasa bırakmanın nedeni toprakta su biriktirmektir. ABD Teksas eyaletinde yapılan bir çalışmada her 1 mm biriktirilmiş suyun dekara 1,57 kg verim artışı sağladığı belirtilmiştir. Bu hesapla 100 mm biriktirilmiş su 157 kg/da verim artışı sağlayacaktır. Nadasa bırakılan arazilerin her yıl ekiminin sağlanması; sulama olanaklarının ve münavebeli ekim teknikleri, gübreleme ve topraktaki bitki besin elementlerinin artırılması ile mümkündür.

DSİ verilerine göre Türkiye’de mevcut su kaynaklarına göre ekonomik olarak sulanabilir arazi 8,5 milyon hektardır. Toplam tarım arazi varlığımızın % 22,5’i sulanabilir olmasına rağmen 2018 yılı kasım ayı sonu itibarıyla ülke genelinde sulamaya açılan arazilerin toplamı 6,59 milyon hektardır. Toplam tarım arazilerinin % 17,45’i sulanmaktadır. Bu oranın yaklaşık

• 25’i basınçlı sulama (%20 yağmurlama, % 5 damlama) sistemleri ile kalan kısmı ise tasarruflu olmayan salma sulama (vahşi sulama) şeklinde sulanmaktadır. Sulama verimliliği bakımından salma, karık ya da tava usulü sulama %45-50, yağmurlama sulama % 75, damlama sulama ise % 90-98’dir.

Vahşi sulama toprakları yıkayarak besin elementleri olan verimli katmanın verimsizleşmesine neden oluyor.

Toprak 300 ile 1000 yılda 1 cm kalınlığında oluşabilmektedir. Bir dekar sağlıklı bahçe toprağında bir kilograma yakın küçük memeli canlı, 15 kg kadar protozoa (çeşitli tek hücreli canlılar), 100 kg solucan, 100 kg eklem bacaklı, 100 kg yosun, 250 kg bakteri ve 300 kg mantar yaşadığı tahmin ediliyor.

Artan kuraklık ve uygulanmayan su yönetim planları susayan tarım topraklarını susuz bırakmaya devam etmektedir.

Filtresiz bacalar nedeniyle asit yağmurlarıyla kirletilen toprağın, hesapsızca kullanılan ağırlıkla ithal kimyasal gübreler ile canlılığı ve onu verimli hale getiren organizmaları öldürülmeye devam etmektedir.
Büyükşehir yasasıyla imar planlarına meze olan tarım arazileri, inşaat, madencilik, ulaştırma, enerji ve turizm yatırımlarıyla yok olmaya devam ediyor. Üstelik verimli üst toprak gerektiği gibi değerlendirilmeden…

Arazilerin, ancak arsa olunca değer kazandığı ve vatan olarak addedilebileceği yanılsaması devam etmektedir. Araziler bir kararla arsaya dönüşebilir fakat arsalar gerektiğinde araziye dönüştürülemez. Ancak önemli bir süre ve çok yüksek maliyetlerle tekrar arazi vasfına kavuşturulabilir.

Tarım arazileri ve tarımsal varlığımızı görmek için vakit geçirilmeden tarım sayımı yapılmalıdır.

Kanun gereği Toprak Bayramınız kutlu olsun!

Murat KAPIKIRAN
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası
İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı
(Yönetim Kurulu Adına)

Kaynak: Karasaban

Devamı

Çiftçi-Sen: “Hububatta Referans Fiyatı Yeniden Belirlenmelidir”


Kapitalizmin kâr hırsı ekolojik sistemlerin tahribatı ve iklim krizine yol açmıştır. Olağan akışında yaşanmayan mevsimler çiftçileri ve üretimi vurmaktadır. Bu yıl kuraklık nedeniyle hububat ekimi gecikmiş, kuru tarım yapılan alanlarda büyük zararlar oluşmuştur. Yapılan açıklamalarda bu yıl geçen yıla göre üretimde yüzde 15-20 oranında bir verim düşüklüğü yaşanacağından, buğdayda 5 milyon tona varan kayıplar olacağı belirtilmektedir. İktidar kuraklığın yarattığı hasarı gidermek yerine görmezden gelmektedir. Ürün alım fiyatlarının belirlenmesinde de kuraklığın etkisi düşünülmemiştir.

Bir ürünün birim maliyeti tarlanın kira değerinin, kullanılan girdilerin ve harcanan emek gücünün toplamının üretilen ürünün miktarına bölünmesi ile bulunur. Bu durumda girdi fiyatlarında hiçbir artış olmasa bile üretim miktarının düşmesi nedeniyle birim maliyeti geçen yıla göre yüzde 15-20 artmış demektir. Kaldı ki; şirketlerin ürettiği ve büyük ölçüde fiyatları dövize endeksli olan kimyasal gübrede son bir yılda yüzde 55-65 oranında dense de, yüzde 100, tarım kimyasallarında yüzde 60, mazotta yüzde 50 gibi artışlar olmuştur. Yaşanan enflasyon oranını da hesaba kattığımızda bu durum çiftçilerin, bırakın yaptığı üretimden para kazanmasını, aksine ne kadar tarla işleyip ne kadar üretim yapıyorsa o kadar da zarar ettiğini, borçlandığını göstermektedir.

Siyasi iktidar TMO’nun alım fiyatını geçen yıla göre zamlı(!) olarak açıklar açıklamaz, mazotta ÖTV zammı yaparak kaşıkla verdiğini, kepçeyle geri almıştır. İktidar bu tavrıyla halkının ihtiyacı olan ürünleri ülke çiftçilerine ürettirmek yerine ithalatla karşılayarak küresel şirketlere destek vereceğini bir kez daha teyit etmiştir. Ayrıca hemen hemen her hasat döneminde tarım ürünleri ithalatında yapılan gümrük vergisi indirimleri de bu politikaların ve şirketlere verilen desteğin bir parçasıdır. 2021 Ocak ayında ithalatı yapılan makarnalık buğday fiyatına baktığımızda TMO’nun üreticiden satın alacağı fiyatın çok üstünde bir fiyat olduğunu görmekteyiz.

Uygulanan tarım politikaları ile buğday, arpa, nohut gibi birçok hububat ürününün anavatanı olan ülkemizde, gıda sistemi hızla şirketlerin kontrolüne girmekte, çiftçiler üretimden kopartılmakta, tüketicilerin bu ürünlere erişimi zorlaşmakta, kazananlar ise şirketler olmaktadır. Buna DUR! demek gerekir.

Çiftçi-Sen olarak diyoruz ki;

  • Halkımızın ve çiftçilerin aç kalmaması, yeterli gıdaya erişebilmeleri için maliyet + kâr + insanca yaşam payı hesaplanarak yeniden referans fiyat belirlenmeli, piyasa referans fiyatın altına düştüğünde TMO müdahale etmelidir.
  • Tarımsal üretimde kullanılan mazottan ÖTV kaldırılmalıdır.
  • İthalat yapılarak şirketler desteklenmektedir. Halkın gıda ihtiyacını karşılamak için yapılması gereken şirketlere verilen desteğin kesilmesi küçük aile tarımı yapan çiftçilerin üretmesini sağlamak olmalıdır.
  • Sertifikalı şirket tohumlarına destek verilmesi yerine, kuraklığa dayanıklı ve değişen iklim koşullarına çok daha kolay uyum sağlayabilen yerel tohumların ekimi teşvik edilmeli, desteklenmelidir.
  • Çiftçilerin sendikalaşmasının önündeki her türlü antidemokratik engeller kaldırılmalıdır.
  • Türkiye BM Kurulunda kabul edilen kısa adı “Köylü Hakları Deklarasyonu” olan “Köylüler ve Kırsal Alanda Çalışan Diğer Kişilerin Hakları Bildirgesi”ni amasız, fakatsız kabul etmeli ve uygulamalıdır.
  • Üreticilerin söz ve karar sahibi olduğu demokratik bir tarım programı oluşturulmalıdır.

Gıda krizi yaşamak, açlıkla karşı karşıya kalmak istemiyorsak, halkın gıda sistemi olan “Gıda Egemenliği” mücadelesini yükseltmeliyiz.

Toprak, Onur, Yaşam! 24-Mayıs-2021

Ali Bülent Erdem / Çiftçiler Sendikası /Genel Başkanı

Adnan Çobanoğlu / Çiftçiler Sendikası / Genel Örgütlenme Sekreteri

Devamı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Twitch’de Jahrein’in Konuğu Olacak

 Twitch Platformunda yayın yapan Ahmet Sonuç(Jahrein)’un konuğu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun katılacağı Jahrein’in canlı yayınını 22 Mayıs Cumartesi günü Twitch Platformunda izleyebilirsiniz.




Canlı yayın adresi : https://www.twitch.tv/jahrein



Devamı